FRİJİDİTE , İMPOTANS ve AKUPUNKTUR.

14/8/2008 ·

CİNSEL ARZU ve CİNSEL İSTEKSİZLİK
Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için ki buda sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve "gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi" ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.Eğer kadın seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği, aile baskısı vede yetişme tarzı, canının acıyacağı korkusu veya şüphesi, çevrenin baskısı vede düşünceleri, ahlaksal vede dinsel yasaklamalar, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir nedendir, depresyon, partnere güvenmeme, erkek partnerin erken boşalması, ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk, cinsel ilişkiye zorlanmak, taciz veya tecavüz yaşamak, fiziki olarak hormonal bozukluklar, çeşitli hastalıklar, ilaçların yan etkileri bulunmaktadır, hayatın ileri yıllarında (ileri yaşlarda) bir ölçüde azalır.

CİNSEL ARZU
Cinsel arzu kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup hormonal problemi olmayan herkeste mevcuttur. Bedensel olarak yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek cinsel arzu duyar. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu, ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir. Erkekler ve kadınlar aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme şartları, içinde bulunulan koşullar, aile baskısı, ahlaki vede dini etkiler kadınların bu isteklerini baskılamalarını, gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar. Bir bayan olarak eşinizin seksi sizden daha sık vede daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez. Cinsel istek nerelerden doğar binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir,görme, duyma, koku, dokunma, tatma, düşünce, duygular ve hatta acıma hissi Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler.
İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırılmadığı veya saptırılmadığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır.
Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki alındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı olabildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir.
Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranışa neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocukluk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir. İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar. Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel ereksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir.
Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda orgazm olamama olacağı bilinmektedir.
Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi).  Kronik yorgunluğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir.

KADINDA CİNSEL İSTEKSİZLİK
Yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen kadının cinsel arzu duymaması durumudur. Halk arasında frijidite , cinsel soğukluk olarak da adlandırılmaktadır.
Cinsel isteksizlik problemi ilk baştan bu yana olabileceği gibi çoğunlukla normal cinsel fonksiyonu olan kadında sonradan ortaya çıkmaktadır. Evlilik problemleri, depresyon, stresli yaşam koşulları gibi psikolojik durumlar hayatın bir döneminde cinsel soğukluğa neden olabilmektedir. Bazı durumlarda kadın açısından cinsel ilişkide bulunmak bir suç- günah olarak algılanabilmekte, bağlantılı olarak cinsel arzu duymak suçluluk duygusuna neden olabilmektedir. Bazen de kadın ve partnerinin kadın cinsel organlarının yapısını ve fonksiyonlarını bilmemesi nedeni ile cinsel ilişki öncesinde kadının uyarılması sağlanamamakta bu durumda kadın cinsel istek duymamaktadır.
Bu gibi psikolojik problemlerin yanı sıra bazı hastalıklarda cinsel isteksizliğe neden olabilmektedir. Cinsel organlardaki iltihap veya başka bir nedenle ağrılı cinsel ilişki olması kadının cinsel isteksizliğine neden olabilir. Aynı şekilde menopozda ortaya çıkan estrojen yetersizliğine bağlı vaginal kuruluk isteksizlik yapabilir. Ameliyatla rahimi alınmış kadınlarda da isteksizlik ortaya çıkabilir.
Bütün bunların dışında tiroit bezinin az çalışması, alkolizm, şeker hastalığı, multiple skleroz gibi nörolojik hastalıklar da cinsel isteksizliğe neden olabilir.

TEDAVİ
Tedavi neden olan faktörün ortaya konmasından sonra mümkündür. İsteksizliğe neden olan şey kadın hastalıkları veya başka bir hastalıksa bu durumun tedavisi gerekmektedir. Herhangi bir organik hastalık saptanamamışsa isteksizliğin nedeni psikolojiktir. Bu durumda çiftlerin birlikte psikiyatrik yardım alması gerekmektedir. Bu tedavi sırasında kadında veya erkekteki cinsel isteksizliğe neden olan durumlar aığa çıkartılır. Bu arada cinsel erojen bölgeler ve bunların nasıl uyarılacağı çiftlere anlatılır.Kadına çatı kaslarını kasıp gevşetme egzersizleri öğretilerek vagenin daha duyarlı hale gelmesi sağlanır.

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ
Belirlenmiş hastalığın akupunkturla ilaç kullanılmadan tedavisi mümkündür.Genel olarak organik ve psikojenik faktörler tek tek ele alınır ve tedavi şeması buna göre belirlenir.Akupunktur ile ilaç alınmadan yapılan tedavi, ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer olumsuzlukların önüne geçilmesi açısındanda önemlidir.
shape
shape
CİNSEL ARZU ve CİNSEL İSTEKSİZLİK
Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için ki buda sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve "gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi" ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.Eğer kadın seks isterse veya bunu gösterirse partnerin kadın hakkında ne düşünebileceği, aile baskısı vede yetişme tarzı, canının acıyacağı korkusu veya şüphesi, çevrenin baskısı vede düşünceleri, ahlaksal vede dinsel yasaklamalar, eşle anlaşmazlık (uyumsuzluk) çok görülen bir nedendir, depresyon, partnere güvenmeme, erkek partnerin erken boşalması, ilişki sırasında acı duyma veya kuruluk, cinsel ilişkiye zorlanmak, taciz veya tecavüz yaşamak, fiziki olarak hormonal bozukluklar, çeşitli hastalıklar, ilaçların yan etkileri bulunmaktadır, hayatın ileri yıllarında (ileri yaşlarda) bir ölçüde azalır.Ancak tüm yaşamı boyunca bu olayı yaşıyan hastalarda az değildir.

CİNSEL ARZU
Cinsel arzu kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusu olup hormonal problemi olmayan herkeste mevcuttur. Bedensel olarak yeterli olgunluğa erişmiş kadın veya erkek cinsel arzu duyar. Cinsel arzu kavramı kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişmekle beraber genel anlamda bir eşle seks ilişkisine girmeyi istemektedir. Ne kadar isteğin yeterli olduğu, ne kadarının az olduğu kadından kadına değişir. Erkekler ve kadınlar aynı ölçüde cinsel istek duyarlar ama yetiştirilme şartları, içinde bulunulan koşullar, aile baskısı, ahlaki vede dini etkiler kadınların bu isteklerini baskılamalarını, gösterememelerine neden olur. Bu yüzden bu konuda rahat olan erkekler genelde cinsel ilişki arzusunu kadınlardan daha sık duyarlar. Bir bayan olarak eşinizin seksi sizden daha sık vede daha fazla arzu etmesi sizin seks isteği yönünden bir probleminiz olduğu anlamına gelmez. Cinsel istek nerelerden doğar binlerce uyarı cinsel istek doğurabilir,görme, duyma, koku, dokunma, tatma, düşünce, duygular ve hatta acıma hissi Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler.
İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırılmadığı veya saptırılmadığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır.
Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki alındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı olabildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir.
Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranışa neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocukluk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir. İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar. Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel ereksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir.
Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda orgazm olamama olacağı bilinmektedir.
Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi).  Kronik yorgunluğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir.

KADINDA CİNSEL İSTEKSİZLİK
Yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen kadının cinsel arzu duymaması durumudur. Halk arasında frijidite , cinsel soğukluk olarak da adlandırılmaktadır.
Cinsel isteksizlik problemi ilk baştan bu yana olabileceği gibi çoğunlukla normal cinsel fonksiyonu olan kadında sonradan ortaya çıkmaktadır. Evlilik problemleri, depresyon, stresli yaşam koşulları gibi psikolojik durumlar hayatın bir döneminde cinsel soğukluğa neden olabilmektedir. Bazı durumlarda kadın açısından cinsel ilişkide bulunmak bir suç- günah olarak algılanabilmekte, bağlantılı olarak cinsel arzu duymak suçluluk duygusuna neden olabilmektedir. Bazen de kadın ve partnerinin kadın cinsel organlarının yapısını ve fonksiyonlarını bilmemesi nedeni ile cinsel ilişki öncesinde kadının uyarılması sağlanamamakta bu durumda kadın cinsel istek duymamaktadır.
Bu gibi psikolojik problemlerin yanı sıra bazı hastalıklarda cinsel isteksizliğe neden olabilmektedir. Cinsel organlardaki iltihap veya başka bir nedenle ağrılı cinsel ilişki olması kadının cinsel isteksizliğine neden olabilir. Aynı şekilde menopozda ortaya çıkan estrojen yetersizliğine bağlı vaginal kuruluk isteksizlik yapabilir. Ameliyatla rahimi alınmış kadınlarda da isteksizlik ortaya çıkabilir.
Bütün bunların dışında tiroit bezinin az çalışması, alkolizm, şeker hastalığı, multiple skleroz gibi nörolojik hastalıklar da cinsel isteksizliğe neden olabilir.

TEDAVİ
Tedavi neden olan faktörün ortaya konmasından sonra mümkündür. İsteksizliğe neden olan şey kadın hastalıkları veya başka bir hastalıksa bu durumun tedavisi gerekmektedir. Herhangi bir organik hastalık saptanamamışsa isteksizliğin nedeni psikolojiktir. Bu durumda çiftlerin birlikte psikiyatrik yardım alması gerekmektedir. Bu tedavi sırasında kadında veya erkekteki cinsel isteksizliğe neden olan durumlar açığa çıkartılır. Bu arada cinsel erojen bölgeler ve bunların nasıl uyarılacağı çiftlere anlatılır.Kadına çatı kaslarını kasıp gevşetme egzersizleri öğretilerek vagenin daha duyarlı hale gelmesi sağlanır.

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ
Belirlenmiş hastalığın akupunkturla ilaç kullanılmadan tedavisi mümkündür.Genel olarak organik ve psikojenik faktörler tek tek ele alınır ve tedavi şeması buna göre belirlenir.Akupunktur ile ilaç alınmadan yapılan tedavi, ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer olumsuzlukların önüne geçilmesi açısındanda önemlidir.Akupunktur ve lazer akupunktur hormonal denge ve sedasyon özerinde etkisi büyüktür.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ŞİFALI BİTKİ GİLABURU

12/8/2008 ·

Diyarbakır dahi birçok yörede  yetişen gilaburu bitkisinin doğal şifa kaynağı olduğu belirtildi.

image

        yurt içinde ve dışında birçok üniversitede yapılan araştırmaların gilaburu suyu, yaşlanmayı geciktirici, mutasyonu engelleyici, kanseri durdurucu ve kolesterolü düşürücü etkiye sahip. Gilaburu bitkisi, kanser önleyici, antioksidan ve C vitamini deposu, kısaca her derde deva bir bitki. Bu bitkinin suyunu midesinde ve bağırsaklarında ülser olanlar tüketmemeli. Çünkü bitki asitli bir yapıya sahip.  

   Kayseri ve çevresinde ''gilaburu, gilebolu, gilaboru, gilabı, giraoğlu'', Konya'da ''giligili, gilaboru veya giraboğulu'', Sivas ve Yozgat'ta ''gilaburu, girabolu, geleboru'', Tunceli'de ve diyarbakır'da ''dağdağan, dağdığan, geleboru, gilabada ve gildar'' adıyla biliniyor. Ağaçtan sonbaharda toplanan gilaburu meyvesi, su dolu bir kapta bir süre salamura yapılarak bekletildikten sonra suyu sıkılarak veya taneleri yenilerek tüketiliyor. Bazı meyve suyu fabrikaları ise gilaburu suyunu şişeleyerek piyasaya sürüyor . Antioksidan özelliği olan bu bitki aynı zamanda böbrek taşları ve kumunun eritilmesi ve atılması özelliğine sahip.Safra taşlarınada etki etmekte olup başta bol C vit.i ve birçok başka maddeler içermektedir. 

                                                                        Dr.M.Ali  BARS
                                Lazer-Med Akupunktur&Ağrı&Mezoterapi Merkezi-D.Bakır.
                                www.blogcu.com/drbars
                                 drmalibars@hotmail.com
                                 Tel:05056204925

Yorum (4) Yorum yaz!

BİLİMSEL AKUPUNKTUR:

4/6/2008 ·

 

                     Akupunktur

       Alm. Akupunktur, Fr. Acupuncture, İng. Acupuncture. Mikroplardan arındırılmış madeni iğnelerin deriye batırılması ile gerçekleştirilen eski bir tedavi metodu. Akupunktur: "acus" iğne ve "punctura" batırma kelimelerinden meydana gelmiş olup, "iğne batırma ile yapılan tedavi" demektir. Uzakdoğu menşeli bir tedavi sanatıdır. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, akupunktur tedavisinin ilmi temelleri olduğunu ve hormon hastalıklarından, immün sistem hastalıklarına kadar hemen her hastalığın tedavisinde başarılı olduğunu göstermiştir.
      Tarihi: 2500 yıl öncesine kadar uzanan akupunktur tedavisinin merkezinin Çin olduğu söylenmektedir. Eski Çin felsefesine göre, â??alemâ? birbirine iki zıt â??şeyâ?den yapılmıştır. Alemin dengesi; bu iki zıddın, karşılıklı ve sürekli hareket içinde bulunmasıyla sağlanır. Bu iki zıt â??şeyeâ? Yin ve Yang denir. Mesela bu zıtlar; az-bol, çürük-sağlam, soğuk-sıcak, boş-dolu, aç-tok, pozitif-negatif, vb. Kararlı bir sistemde Yin-Yang dengededir.
     İnsan vücudunda da Yin ve Yang dengesi mevcuttur. Bu denge halinde insan sağlıklı ve sıhhatli olmaktadır. Yin ve Yang dengesinin bozulması ile hastalıklar ve ağrılar ortaya çıkmaktadır. Akupunktur tedavisinin temel prensibinde, bu dengeyi korumak yatmaktadır.
      İnsan vücudunda, akupunktur noktaları bulunmaktadır. Bu noktalar el ve ayak uçlarından başa kadar bütün vücudu saran ve â??meridyenâ? adını alan on iki çift çizgi ile birleştirilmiştir. Bu meridyenler üzerinde yaklaşık 365 civarında akupunktur noktası bulunmaktadır.
      Akupunkturun ilmi temelleri: Akupunkturun ilmi olduğu şu teorilerle açıklanmaya çalışılmaktadır.
      1) Yin-Yang teorisi: Çinlilerin ortaya attıkları bu teori, vücudun bütün fonksiyonlarında görülür. Açlık-tokluk, asit-baz dengesi, sempatikotoni-parasempatikotoni vb.
      2) Yansıyan ağrı: İç organlardaki boşlukların ağrılarının deriye yansıması (mesela, kalp ağrısının sırta ve kola vurması gibi) bilimsel bir hakikat olup, derideki özel noktalarda (akupunktur noktaları) ağrı yaparak (yani iğne batırarak) iç organların görevlerini etkilemek mümkün olabilir.
      3) Akupunktur noktalarının varlığının histolojik olarak gösterilmesi ve Kirliun Fotoğrafi Tekniği ile resimlerinin çekilmesi.
      4) Akupunkturun bir çeşit hipnoz olmadığı; çünkü hem küçük çocuklarda, hem de hayvanlarda uygulanmakta ve iyi sonuç alınmaktadır. Cerahi işlemler için uyuşturma, hipnozla insanların % 10â??unda sağlanırken, akupunkturla % 70-95 başarılı olunmaktadır.
      Elektronik akupunktur: İğneli akupunktur tedavisinin temel prensiblerinden hareketle elektronik akupunktur yapılmıştır. Elektroniğin tıpta uygulanması sonucu ortaya çıkan bu alet iğnesiz, doktor nezaretine gerek duymadan her yerde ve her zaman uygulanabilmektedir. Hastaya zarar vermemekte ve iğne akupunkturu kadar da başarılı olmaktadır. Elektronik akupunktur ile astım, bronşit, öksürük, adet bozukluğu ve kadın hastalıkları, baş ağrısı, migren, sinüzit, nezle, boyun tutulması, kireçlenme, sinir ağrıları, bacak felci, bayılma, barsak ve böbrek hastalıkları, basur, diş ağrısı, dirsek mafsal ağrıları ve kireçlenmesi, diz mafsal ağrısı ve kireçlenmesi, el ve kol felci ve adale ağrısı, göz yorgunluğu, gastrit-ülser, işitme zorluğu, kulak çınlaması, ishal, idrar kaçırma, kabızlık, kaburgalardaki sinir ağrıları, kusma ve bulantı, karaciğer hastalığı, kramp, kulunç, bel ağrısı, mide sarkması, mesane iltihabı, omuz ağrısı, romatizma, siyatik, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, umumi halsizlik, uykusuzluk, terlemeyi önleme, yüz felci, depresyon, çarpıntı, bacak şişliği gibi çeşitli hastalıklar tedavi edilmektedir.
       Akupunkturun vücuda yaptığı etkiler: İnsan vücudunda kendi kendini tedavi etme hassası mevcuttur; fakat vücut çeşitli tesirler sebebi ile kendini tedavide aciz kalır. Bu durumda, muhtelif tedavi usulleri ile vücuda yardımcı olunur.
       Akupunktur da bir tedavi usulü olup, vücuda yardımcı olduğu hususlar şunlardır:
      1. Çevresel ve merkezi sinir sistemini ve buna bağlı olan kas sistemini elektronik şoklarla uyararak sinirlere ve kaslara aktivite ve canlılık kazandırır.
      2. Beyin ile kas ve organlar arasındaki irtibatı sağlayan sinir sistemindeki uyuşukluğu ve rahatsızlığı tedavi ederek organların normal çalışmasını sağlar.
     3. Organların hücrelerindeki enerji dengesini düzenliyerek organın normal çalışmasını sağlar.
     4. Vibrasyon tesiri ile kasılmış kasları gevşeterek, sıkışmış olan sinir ve damarları rahatlatır.
     5. Motor sinir sistemine tatbik edildiğinde kaslarda meydana gelen kasılmalarla genişlemiş olan damarların hareketini hızlandırır.
    6. Sinir sistemi yardımı ile adalenin kasılıp gevşemesi, damarlar üzerine pompa tesiri yapar ve kan dolaşımı düzenlenmiş olur.
    7. Akupunktur noktaları, aynı zamanda vücudun tamir ve bakım servisi durumunda olan ve endorfin, enkafalin, histamin gibi maddeleri üreten merkezlerin bulunduğu bölgeler olduğu için, bu noktaların elektronik şoklarla uyarılması ilgili merkezlerin üretimini hızlandırır ve vücudun kendi kendini tedavisi kolaylaşır.
     8. Vücut, ağrı kesici maddeleri kendisi üreterek kendi kendisinin ağrısını kesme imkanına sahip olduğu için, elektronik şoklar, ağrıyan bölgede bu üretimi artırarak ağrının kısa zamanda kesilmesini sağlar.
     9. Ağrı kesici ilaçlar gibi vücudun her yerini uyuşturmaz. Sadece ağrıyan bölgenin ağrısını keser.

    Akupunktur

      Akupunktur,vücut yüzeyindeki bazı nokta veya noktalara iğne batırılması ile hastalıkları iyileştirmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir.Akupunktur,latince bir kelime olup,iğne manasına gelen `acus` ile delmek,iğnelemek manasına gelen `punctura` kelimelerinden türemiş,batı dillerinde `acupuncture` halinde kullanıma girmiştir.Türkçeâ??ye `iğnelemek` olarak tercüme edilebilir.
     Akupunkturla Tedavi yönteminin geçmişi yüzyıllar öncesine dayanmaktadır.Her ne kadar Çin topraklarında uygulanmaya başlansa da,bu toprakların Uygur Türklerinin yaşadığı topraklar olduğu düşünülürse,bu yöntemin bir Türk Tedavi tarzı olduğunu iddia edenler de vardır.
      Akupunktur,tamamlayıcı bir tıp yöntemidir.Yanlış bir anlayışla,mevcut tıbbın rakibi olmadığı gibi,alternatifi olarak da görülemez.Artık tüm dünyada Akupunkturla Tedavi,mevcut tıp yönteminin gerekleriyle beraber uygulanan ve kabul görmüş bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

      Akupunktur tedavisinde prensip,bu iş için özel olarak üretilmiş steril iğnelerin ,sterilite kurallarına uygun olarak ,belirli deri ve kulak noktalarına çeşitli açılarla ve bazı özelliklerle batırılmasıdır.Daha sonra bu iğneler belli bir süre batırıldığı noktada bırakılır.Gerekirse elektrik akımı verilir.İğnelerin batırılış durumları,vücutta kalma süresi,verilen elektrik akımının gücü ve süresi tedavinin başarısında en büyük etkendir. İğneler,altın,gümüş,bakır ve paslanmaz çelikten yapılır.Ancak tedavide etkili olan iğnenin yapılış malzemesinden çok iğnelerin batırıldığı noktalardır.Çünkü buradaki amaç,vücuttaki belli noktaların uyarılmasıdır,iğne doğru yer ve noktaya doğru oranda ve açıda girmezse,bu amaca ulaşmak mümkün değildir.
       Bir hekim olarak en çok karşılaştığımız soru,iğnelerin acı verip vermediğidir.Esasında usulüne uygun olarak uygun yere batırılan iğne acı vermez,iğnelerin büyük bölümü kılcal kalınlıktadır.Ancak,insanların ağrı eşikleri farklı olduğundan,değişik kişiler,değişik tepkiler vermektedirler.Hatta iğne sözünü duymakla yada iğneyi görmekle bile aşırı tepki veren hastalar vardır.Bu çok hassas kişiler ve çocuklar için lazer yöntemiyle iğnesiz tedavi yöntemleri de vardır.
        Akupunkturla tedavi yönteminin en önemli metodlarından birisi de kulak akupunkturudur.İnsan vücudundaki her organın kulakta bir karşılığı bulunmaktadır.Kulak akupunkturu vücut akupunkturuyla beraber uygulanırsa daha çabuk sonuç alınmaktadır.Çünkü kulaktaki noktaların iç organlarla bağlantısı direktir.
       1979 yılında Dünya Sağlık Örgütü(WHO),akupunkturla tedavi edilebilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.Bunlardan bazıları şunlardır:
      Akut sinüzit-Akut rinit
      Akut bronşit-Astım Bronşit-Ses kısıklığı
      Hıçkırık-Gastrit-Ülser-Kolit-Kolesistit
      Obesite
      Baş ağrıları-Migren
      Trigeminal nevralji
      Fasial paralizi-İnmeler-Kas Hastalıkları
      R.Artrit-Artrozlar
      Nokturnal Enuresis
      Sedef-Akne
      Kulak çınlaması-Meniere
      Sigara ve Alkol Bağımlılığı

      Oryantasyon bozukluğu ve dikat dağılımı

      Uyku bozuklukları, depresyon
      Akupunktur yönteminin hastalıklardaki tedavi süreci,hastalığa ve cevap alma süresine göre değişir.Bazı durumlarda 15-20 seansa kadar sürebilir.Seans süresi ise haftada en az 2-3 kez,20-30 dakikadır.
      Akupunktur,ülkemizde ve diğer ülkelerde hekim olmayan kişilerce yıllarca uygulanmıştır.Maalesef hala hekim olmayan kişilerin,illegal olarak,hiç bir hijyen kuralına uymaksızın yapmaya çalıştığı uygulamaları duymaktayız. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından ,akupunktur uygulaması izni sadece hekimlere verilmiştir.Sağlık Bakanlığı,Akupunktur Uygulama eğitimi almış hekimlere `Akupunktur Uygulama Sertifikası`vermektedir.Bu nedenle,akupunkturla tedavi olmayı düşünen hastaların,öncelikle araştırmaları gereken husus,tedavi olacakları kişinin mutlaka sertifikalı bir tıp doktoru olup olmadığının araştırılmış olmasıdır.Birey ve toplum sağlığı açısından bunun önemi büyüktür.

                                           Dr.M.Ali BARS

                        Akupunktur ve Medikal Estetik  Tabibi

                        Lazer-Med Akupunktur&Ağrı&Mezoterapi Merkezi.D.Bakır.

                       www.blogcu.com/drbars

                       drbars@mynet.com

                       Tel:0412.2266718-05056204925-05322730631

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

AKUPUNKTURLA ZAYIFLAMA NASIL OLUR?

2/5/2008 ·

Akupunktur tedavisi ile kişiler kilo vermeye hazır hale getiriliyor. Aslında kilolar, herkesin şahsına özel hazırlanan beslenme program sayesinde azalıyor. Bugüne kadar yanlış bir şekilde bilinen akupunkturun direkt olarak kilo verdirme etkisi bulunmuyor. Fakat akupunkturun etkisi ile zayıflama tedavisi ve diyet uygulaması çok daha kolaylaşıyor. Akupunktur tedavisi dört ana başlıkta diyet yapanlara yardımcı oluyor.
1.İştah frenleniyor ve kapatılıyor.Yemek yediğimiz zaman ortaya çıkan endorfin(mutluluk hormonu) salgısının artmasına gerek kalmıyor, çünkü akupunktur tedavisi vücuda endorfin salgılatıyor.
2.Metabolizma hızını ve aktivitesini düzenliyor.
3.Mide yanması ve ekşimesi,tansiyon ve kan şekerinin düşmesi gibi diyet uygulanırken ortaya çıkabilecek olan muhtemel yan etkilerin tamamını  kaldırıyor. Kan şekeri düşmesine bağlı olarak yaşanan acıkma veya gastrit olgusundaki mide yanmasını bastırmak amacı ile yemek yenilmesini ortadan kaldırıyor.Kabızlık ve şişlik giderilmiş oluyor.
4.Diyet uygulayan kişilerde görülen stresi azaltıyor.Bu sayede stresten kaynaklanan ve kilo vermeyi engelleyen hormon ve enzim aktivitelerini düzenliyor. Bu nedenle ‘’su içsem bile yarıyor’’ gibi şikayeti olan kişilere dahi faydalı oluyor. Çünkü genel olarak bu gibi kişiler stres yaşayan kişiler ve doğal sonucu olarak enzim ve hormon aktiviteleri bozuk.
5.Kendi başına diyet yapmakla meydana gelen mide kazıntısı, çarpıntı, stres, sıkıntı, hipotansiyon gibi sıkıntılar akupunkturla giderilmiş oluyor. Dolayısiyle hasta uzun vade diyet ve egzersiz yapıp rahatlıkla zayıflayabiliyor.
                                                       Dr.M.Ali BARS
                                    Akupunktur ve Medikal Estetik Tabibi.
                                   LAZER-MED AKUPUNKTUR&AĞRI&MEZOTERAPİ MERKEZİ.
                                   Tel:04122266718-05322730631-05056204925
                                    Web:www.blogcu.com/drbars
                                            drbars@ynet.com
                                            drmalibars@hotmail.com
 
 

Yorum (yok) Yorum yaz!

VİTAMİNLER

29/4/2008 ·

ADI

BULUNDUĞU YERLER

YARARLARI

A VİTAMİNİ

Tereyağı ,süt, taze yeşil sebzeler, ciğer,balıkyağı,havuç

Çocukların gelişmelerinde kemik ve dişlerin kuvvetlenmesinde,görme gücünü arttırır.

B VİTAMİNİ

Ekmek,un,pasta,süt,et,balık,yumurta,peynir,antep fıstığı,marul

Çocukların gelişmesinde sağlıklı bir cilt için ve sinir sistemini koruyucu olarak yararlıdır.

C VİTAMİNİ

Ekşi meyveler,patates,kuşburnu,fındık, fıstık,yeşil sebzeler

Sağlıklı beden dokuları(söz gelimi diş etleri),soğuğa karşı koruyucu olarak yararlıdır

D VİTAMİNİ

Margarin,yumurta,krema,süt,güneş ışığı

Çocukların gelişmesinde,hem hamilelerin  dişlerine hem de bebeğin kemiklerine yararlıdır

E VİTAMİNİ

Çiçek yağı, margarin,yumurta, buğday

Metabolizmayı düzenleyici olarak yarar sağlar.

K VİTAMİNİ

Yeşil sebzeler,özellikle kabak ve yeşil baklagiller

Kan pıhtılaşmasını düzenleyici olarak yararlıdır

 

Demir Nedir? Proteinle birleşerek hemoglobin oluşturur.Hücrelerin oksijen kullanımını sağlar.Demir eksikliği kansızlığa yol açan bir faktördür.Ciğer,böbrek,yürek,yağsız etler,kabuklu deniz hayvanları , koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

Yağ Nedir ?

Yoğunlaşmış yağlar vücuda enerji sağlar. Vücut ısısını dengeler.Bağırsak hücrelerini korur. Yemeklere lezzet katar.Açlık duygusunu erteler. Tereyağı, margarin zeytinyağı,mayonez,süt,peynir,yumurta sarısında,etler,fındık fıstık,hamur işlerinde bulunur.

Protein Nedir?

Vücudun enfeksiyon ve hastalıklara karşı korunmasını sağlar.Vücudun gelişimini düzenler. Hücreleri yeniler.Vücut sıvılarını dengeler.Bütün hayvansal gıdalarda bulunur.

Karbonhidrat Nedir?

Vücut enerjisinin ana kaynağıdır. Vücudun yağlarını  verimli olarak yakmasını sağlar. Bazı karbonhidratlar,taze sebzeler,meyveler baklagiller ve baklagiller kullanılarak yapılmış yemekler vücudun lif gereksinimini karşılar. Ekmek, makarna, pirinç,mısır,patates,kuru fasulye,şekerli yiyecekler de bulunur.

Fosfor nedir?

Kalsiyumla birleşerek kemik ve dişleri güçlendirir.Hücreler için sağlıklıdır.Süt,peynir, dondurma,yumurta,et,tavuk,balık, hububat,fındıkta bulunur.

                                                                    Dr.M.Ali BARS

                                                  Akupunktur ve Medikal Estetik Tabibi.

                                                  İstasyon Cad. DSİ. Kavşağı, Selçuk Petrol Bitişiği,

                                                  Çavuşoğlu Apt. Kat:1/2 (Eski hal civarı) D.Bakır.

                                                  Tel:0412.2266718, 0505.6204925-0532.2730631

                                                   www.blogcu.com/drbars

                                                   drbars@mynet.com

                                                   drmalibars@hotmail.com

 

                                                 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »