Airbus Restaurant

1/2/2009 ·

Double-decker Airbus takes off

The arrival of the Airbus 380 at Toulouse-Blagnac International Airport in France draws a crowd. The aircraft, which is designed to carry up to 800 passengers, completed a four-hour test flight on April 27, 2005.

Credit: Airbus.com

Airbus A380

Yorum (1) Yorum yaz!

HEKİM ETİKLİĞİ ÖZERİNE YORUM.

1/1/2009 ·

ETİKLİK ÖZERİNE BİR YORUM: Tıp camiasında deontoloji, Etiklik (Mesleki ahlak), Hipokrat yemini denilen kavramlar var. Tabiî ki sağlık camiasında herkes bu terimlerin anlamını az çok bilir. Detaylı açıklamaya gerek yoktur sanırım. Ancak tıp camiasında özelliklede gönümüzde bu değerlerin ne kadar dejenere olduğu apaçık ortada . Kısmen de olsa riayet eden var. Ancak Genelde bu ibarelerin , maalesef tozlu raflara kaldırıldığını üzülerek söylemek istiyorum. Tabip odalarının ve sağlık bakanlığının onur kurulları acaba ne görev yapıyorlar, merak ediyorum. Ben 26 yıllık bir hekim olarak meslek hayatım boyunca bu değerleri kendime rehber edindim. Ancak bazı meslektaşlarımda gördüğüm birtakım çirkef davranışlar beni bayağı özdü ve rencide etti diyebilirim. Bu kutsal hekimlik mesleğinin bir takım kişiliksiz insanlarca ayaklar altına alınmasını hazmedemiyorum. Bu tür şahıslar kendi meslektaşlarına bu şekil davranıyorlarsa kim bilir diğer sıradan vatandaşa nasıl davranırlar. Bu tür insanların her zaman topluma teşhir edilmesinden yanayım. Bir doktor olarak başımdan geçen 2-3 olayı burada kamu oyuna isim vermeden açıklamak istiyorum. Ancak istenilirse bu isimleri teşhir edebilirim. Gerisini kamu oyunun taktirine bırakıyorum. 1.Olay; Resmi sevk olduğu halde ufak bir opp. İçin çocuğumu DÜTF’i çocuk cerrahisi polikliğine yatışını yaptım. Söz konusu klinikte müdahaleyi Yapacak olan Doç.Dr. ameliyat karşılığında iki kız çocuğuna birer adet bilezik isteğinde bulununca adeta şok geçirdim ve bu yüzden çocuğumu ameliyat etmeden taburcu ettim. Zaten istemeseydi de ameliyat sonrası bir hediye vermeyi düşünüyordum açıkçası. Bu olay yaklaşık 3-4 yıl önceydi. 2.Olay; Ağustos 2007’de İstanbula gitmiştim. Eşimi çapa tıp KBB: a götürdüm . İlgili klinikte tanınmış bir bayan prof. Hocanın ismini vermişlerdi bize. Odasına girdim, doktor olduğumu ve eşimin boğaz rahatsızlığının var olduğunu mümkünse bir muayene yapmasını nezaketle rıcada bulundum. “Ayağım Kırık, şu anda bakamam!” dedi. Eşim önceden ismini alıp ısrarla ona muayene isteği özerine muayenehanesinden telefonla randevu alıp, bir sonraki gön muayenehanesine gittik. Ancak orada kırık ayağı bir gönde iyileştiği için muayene yapıp 200 YTL. Sini cebine indiriverdi. Doktor olduğumu bile bile ve hiç yüzü kızarmadan. 3.Olay; Bel fıtığından ameliyat olmam gerekti. İstanbul Bakırköy ruh ve sinir hastanesi beyin cerrahi kliniğinde bir doçente yünlendirildik. Bana ilk söylemi şu oldu. “ Bu hastanede ameliyatınızı yaparsam bir hafta sonraya, özelde yaptırmak isterseniz yarın hemen yapabilirim.” Dedi. Sevkli idim ve zamanım kısıtlı idi. “ Özelde olsun” dedim. “Git JFK. Hastanesine yatış yap, 2500 YTL. El emeğimi alır, gerisine karışmam.” Dedi. Ameliyat sonrası Hastane muhasebesi sevkin farkıyla beraber 2650 YTL. İstedi (tabi hatanenin resmi kanaldan aldığı para hariç), tamam dedik. Ancak doktor “ ben gelmeden kesinlike çıkış yapmasın” diye haber yollamıştı. Bende doktor meslektaşım beni kontrole gelecek sandım. Odama gelir gelmez 2500 YTL. Sini cebine indirip bir anda muhasebeye de bildirmeden kayıplara karıştı. Muhasebe telefonla ulaşıp durumu teyit edince ancak çıkış alabildik. Doktorun doktordan odada para istemesi çok çirkef bir davranıştı, tasvip edilecek bir hareket değildi . zaten parasını yatıracaktım. İşte size birkaç etik ve deontolojik kural örneği. Taktir siz sağlık camiası ve kamu oyunundur. Saygılarımla. Dr.M.Ali BARS-D.BAKIR.

Yorum (1) Yorum yaz!

Akupunktur ve zayıflama ile ilgili sorulara cevap:

29/11/2008 ·

       AKUPUNKTUR ve ZAYIFLAMA HAKINDA SORULAN BAZI SORULARA CEVAP:

Tüm sorulanlara toplu cevap­;vücut kitle indeksine göre kişinin fazlalığı belirlenir. Bilimsel zayıflamanın kriteri ayda 4-6 kilo verecek şekilde düzeyli bir uygulama yapılır. En sağlıklısı haftada yarım kilo vermektir. Çok hızlı kilo vermek doğru bir uygulama değildir. çünkü metabolizma zarar gürür. Şok diyetler veya tek taraflı beslenme diyetleri (ör:protein diyeti veya karbonhidrat diyeti v.s) doğru uygulamalar değildir. 1200 calori altındaki diyetler bilimsel değildir. Akupunktur tek başına zayıflama yapmaz. Akupunktur şakır şakır kimsenin yağını eritmez. Hiç hareketsiz sedanter bir yaşam sür, abur cubur ye, önüne geleni götür ve haydi akupunktur beni zayıflatsın de. yok öyle bir kolaylık. Zayıflama bir sabır, fedakarlık ve bir yaşam tarzıdır. Akupunktur+egzersiz+diyet bir çatı oluşturur. çatının bir ayağı eksik olursa iş yürümez. Akupunktur bir destek tedavisidir. Kişi kendi başına diyet yaptığı taktirde mide kazıntısı, çarpıntı, stres, sıkıntı, hipotansiyon gibi şikayetleri olur. Akupunkturla beraber oldumuydu bu tür şikayetleri olmaz. Akupunktur hastanın iştahını kontrol altına alıyor, metabolizmayı harekete geçiriyor. mide-barsak problemi (kabızlık, şişkinlik ) varsa gideriyor. hastayı stres açısından rahatlatıyor. mide kazıntısı, çarpıtı vs. gideriyor, tansiyonun düşmesini önlüyor  ve dolayısıyle hastanın rahat bir diyet ve egzersizle düzeyli zayıflamasına yardımcı oluyor. Aylık ortalama 4-6 kilodan fazla uygulanan bir zayıflama yöntemi kesinlikle bilimsel değildir, şarlatan işidir. ticari bir uygulamadır ve metabolizmaya zarar verir. Kesinlikle doğru bir yöntem değildir.Şok diyetler ve 1200 calori alındaki diyetler doğru değildir. Bir kilo yağ eritmekle 9000 kkalori  harcanır. Zayıflama da yine amaç yağları eritmek olmalı. Sıvı elektrolit kaybı ile veya kasları eriterek zayıflatmak doğru değildir.yapılan her uygulama bilimsel olmalıdır.Geri alım konusunda çoğunlukla akupunktur suçlanılıyor. Kesinlikle öyle bir şey yok. Kişi hangi yöntemle zayıflarsa zayıflasın yaşam tarzını değiştirmediği müddetçe yine geri alım olayı olur. bu durum akupunkturla alakalı değildir. Ayrıca zayıflama ilaçları da uzun süreli kullanıldığı taktirde beyin fonksiyonlarının yitimine, hafıza kaybına yol açtığını da hastalarımızda gürdük ve bu tür ilaçları kullanırken yan etkilerini ve komlikasyonlarını da göz önüne almak lazım. Akupunktur bilen biri (yani konunun uzmanı) yaptığı taktirde hiç bir yan etkisi olmayan zararsız bir tedavi metodudur.Modern tıpta olduğu gibi herkesin akupunktura’da ihtiyacı vardır.Akupunktur modern tıbbın tamamlayıcısıdır ve birçok hastalıkta başarısı bilimsel  olarak kanıtlanmıştır. Gönül  isterki akupunktur tedavilerini devlet ve özel sigortalar karşılasın. Siz o zaman görün  akupunktur’un değerini.Herkese sağlıklı ve mutlu gönler.
Dr.M.Ali Bars
Akupunktur ve Medikal Estetik Tabibi-D.Bakır.drbars@mynet.com
Tel:05056204925-05322730631

Dr.M.Ali Bars-Akupunktur&medikal Estetik.D.BAKIR.

Akupunktur , mezoterapi, nöralterapi ve medikal estetik ile ilgili bana yazın veya arayın sorularınızı cevaplıyayım.
Dr.M.Ali Bars
mail:drbars@mynet.com
drmalibars@hotmail.com
Tel:05322730631-05056204925
web:www.blogcu.com/drbars

        www.lazer-med.hekimi.com

        www.lazermedakupunktur.com

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

AKUPUNKTUR İLACA KARŞI BİR TEDAVİ ŞEKLİMİ?

29/11/2008 ·

Akupunktur, ilaca karşı bir tedavi mi?

     KESİNLİKLE  HAYIR                                                                                                                                                       Akupunktur bilimi konusunda açık - net ve kesin bilgi sahibi olmayanlar; akupunktur felsefesinin ilaçla tedaviyi reddettiğini düşünebilir.
    Bu düşünce  kesinlikle yanlıştır. Bunu söyleyen her kim olursa olsun, bilime ve bilim ahlâkına aykırı konuşmuş olur.
    Her sağlıklı insan hastalandığında, acil durumlarda, doktor kontrolünde ilaç kullanması gerekiyorsa elbette kullanmalıdır. Biz ilaca karşı değiliz. İlaçların da yerinde, zamanında ve gerektiği kadar kullanılmasını öneririz. Çünkü ilaçlar da insan içindir. Tabiî ki gerektiğinde, ilaçların hayatî önemi vardır. İlaçlar modern (batı) tıbbının bir parçasıdır. Yerinde kullanılırsa bir gerekliliktir.Akupunktur bir tamamlayıcı tıp metodudur.
  
   Akupunkturun yeri başka, ilaç tedavisinin yeri, hatta cerrahinin yeri başka değil midir? Hangi akupunktur doktoru diyebilir ki "Hayır ben ilaca karşıyım!" Eğer bir hastalık ilaç ve diğer yöntemlerle değil de sadece akupunkturla tedavi edilebiliyorsa, niçin akupunktur yerine öteki tedavilerde ısrarcı olunsun? Ya da herhangi bir hastalık akupunktur yerine ilaçla çok kolay tedavi edilebiliyorsa niçin akupunktura başvurulsun ki?..
    Akupunktur doktorunun ilaç mı, cerrahi mi, yoksa akupunktur mu diye bir sorunu yoktur; hangisi gerekliyse hastayı ona yönlendirecektir. Çünkü o da bir doktordur. Şu halde ilaç firmalarıyla akupunktur doktoru arasında olumsuz hiç bir konu yoktur, olması için de hiç bir sebep yoktur. 

     Akupunktur ilaçlı tedavi ile cerrahi müdahale arasında bir köprü gibidir. Batı ülkelerinde akupunktur genellikle ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı yada yan etkilerinin fazla olduğu alanlarda kullanılırken; doğu ülkelerinde, özellikle Çin'de öncelikle akupunktur tedavisi seçilmektedir.

    Tıbbın doğusu-batısı değil hastaya faydası önemlidir bizce.
Ancak akupunktur dünyasının bir faydalı önerisi daha vardır. Şöyle ki; bir ilacı önerirken yan etkisinin de en az ilacın faydası kadar gözden geçirilmesi gerekir. Dolayısıyla hastaya illâ ki ilaç vermek yerine aynı rahatsızlığı doğal yöntemlerle, bitkisel ilaçlarla veya diğer tedavi yöntemleriyle hatta folklorik tedavilerle iyileştirmek mümkün mü, araştırılması lâzımdır. Hastaya öncelikle bu tür yan etkisi olmayan tedaviler önerilmeli, ilaç tavsiyesi en son akla gelmelidir.
İlaç mı önemlidir, yoksa hastanın sağlığına kavuşması mı?
"Elbette her ilacın istenmeyen bir de yan etkisi vardır. İnsan çaresiz kalınca yan etkisine de razı olarak o ilacı kullanır."
Burada belirtmek istediğimiz çok önemli birkaç husus vardır. Eğer hastalık ilaç kullanmadan da iyileşebiliyorsa, hastayı ilacın yan etkisinden korumak gerekir.

·       Sonra her hastalığa ilaç vermek çözüm müdür?

·       Çözüm olmadığı bilindiği hâlde ilaç vermeye devam etmek etik midir?                          

·       Her insan ilaç kullanabilir mi?
Örneğin, alerjisi ve yüksek tansiyonu olduğu için veya boyun ağrısı olduğu için ilaç kullanması gerektiği hâlde, öte yandan böbrek ve karaciğer rahatsızlığı da olduğu için ilaç kullanamayan kimseler vardır.

·       Bu kimseler ne yapacak?
İlaç kullansa böbrek elden gidiyor. Kullanmasa boyun ağrısı dayanılmayacak derecede?
Eğer bu insan, sağlığına alternatif bir tedaviyle kavuşabiliyorsa, illâ ona ilaç önermenin anlamı var mı?
İnsanların, alternatif tedavi yöntemlerine ve özellikle en bilinen ve etkisi olan akupunktur tedavisine koşmalarının en önemli sebeplerinden biri bizce bu arayıştır.
Netice olarak şu nokta çok önemlidir:
"Tedavide amaç, herhangi bir hastalığa illâ ki belli bir yöntem uygulamak değil, o hastalığı iyileştirecek, yan etkisi olmayacak her türlü bilimsel metoda müracaat etmektir."
Eğer temel amaç bu olursa, önyargılar atılır, hiç vakit geçirmeden hasta için faydalı olan tüm tedavilerden yararlanılır.
Akupunktur belki insanlık tarihinden beri öneminden hiç kaybetmeden günümüze dek kullanılagelmiş 5000 yıllık  klâsik bir tedavi metodudur. Özellikle ehil bir kişi tarafından yapıldığı taktirde hiçbir yan etkisi de yoktur. Üstelik akupunktur tedavisi vücudun denge sistemini düzenleme noktasında mutlaka ama mutlaka hastaya yardımcı olur.
Dengesi yerine gelen vücut kendine lâzım olan ilacını zaten kendisi üretir. Hastalıkları onarıcı kaynak organizmada mevcuttur. Yeterki onu hareketlendirecek teknik, yüntem veya faktür olsun.
    Tıp dünyasının içinde bulunan herkes bilir ki, doktor reçetesi ile kullandığımız ilaçların çoğunu aslında vücudumuz kendisi üretmektedir.
    "E, o zaman niye üretmiyor?" diyen olursa ona da şu soruyu sormamız gerekir:
"Şimdiye kadar hayatınızda hep reçete ile ilaç kullanarak mı yaşamıştınız?"
Demek ki doğuştan bu ana gelene kadar ve bundan sonra da, kalbimiz nasıl kendi kendine çalışıyorsa, akciğer nasıl kirlenen kanı temizliyorsa; adrenalin, noradrenalin gibi, kortizon gibi, histamin gibi,Seratonin ve Beta-Endorfin gibi  birçok ilacı da vücut kendi kendine üretiyordu ve üretmeye devam edecek. Bu durum insanın yaratılışında var olan bir özellik. (Beta- Endorfin vücutta salgılanan, Morfin’den 1000 katı daha güçlü ağrı kesici özelliği olan bir madde olup bağımlılık yapmamaktadır. Dıştan imal edilmesi çok pahalı olan bir maddedir ve bu akupunkturla salınabilmektedir.)
Buna somut birkaç örnek vermek gerekirse, ağlarken veya gülerken gözden akan yaşın kaynağı da ağızdaki tükürüğün kaynağı da vücuttur. Korktuğumuzda yüreğimizin ağzına gelmesi ve nabız atışının hızlanması, adrenalin denilen salgının anında salgılanması hep vücudun oto kontrolü sayesindedir.
Çünkü vücut, tâ doğuştan itibaren bir bütün olarak kendi hayatiyetini devam ettirebilmesi için ne gerekiyorsa hepsini yapmaya muktedir bir varlık olarak yaratılmıştır. Dolayısıyla vücut, belirli sebeplerle (rahatsızlandığı için) aksatmak zorunda kaldığı ilaç üretimini, uygun bir tedaviyle kendine geldiğinde yine kendisi tekrar üretmeye muktedirdir. Yani AKUPUNKTUR organizmanın kendi kendini tamir etme işlevini harekete geçirir ve vücudun bozulan dengesini düzelterek hastalıkları tedavi etme yoluna gitmektedir.

                                           Dr.M.Ali BARS

                                      Akupunktur&Medikal Estetik

  Lazer-Med  Akupunktur&Mezoterapi&Ağrı Merkezi-D.Bakır.

                                 www.blogcu.com/drbars

                                 www.lazer-medhekimi.com

                                 www.lazermedakupunktur.com     Tel:05056204925

Yorum (yok) Yorum yaz!

NÖRAL TERAPİ'nin BİLİMSEL AÇIKLAMASI:

12/10/2008 ·

Öfkeli

              NÖRAL TERAPİ’nin   BİLİMSEL  AÇIKLAMASI (ETKİ  MEKANİZMASI):

Yaşam sadece madde ile sınırlanmış değil, aynı zamanda enerji ile de bağlantılıdır.

Bir hücre zarının normal şartlarda, dinlenme durumunda dış tarafta pozitif, iç tarafında negatif elektriksel yük vardır. Bir uyarılma söz konusu olduğunda bu tablo değişir ve hücre depolarize olur. Depolarize olan hücrenin – 40 ile -90 mVolt arasında olan elektriksel potansiyeli düşer. Ancak hemen ardından hücre repolarize olarak eski elektriksel potansiyeline döner.

Dışarıdan gelen uyaran (fiziksel, kimyasal, travmatik vd.) çok kuvvetli ise veya birçok uyaran aynı anda etkilerse (kümülatif stimulus) hücre yeniden repolarize olmayı başaramaz. Sürekli depolarize olmuş ve bu nedenle zayıflamış veya hastalanmış hücre de fonksiyonlarını sürdüremez. Bu durumda nöral terapi için kullanılan procain, içerdiği yaklaşık -290 mVoltluk gücü ile hücreyi hiperpolarize eder. Yapılan her enjeksiyon, hücre normal potansiyeli olan – 40 ile -90 mVoltu depolayana kadar, hücrede bir miktar potansiyel bırakır. Böylece hastalıklı hücre sağlıklı hücreye dönüşür. Ayrıca hücrede ağrı beleği denilen bir belek var. Bu tedavi ile hasta hücreye ağrı denilen olguyu da unutturmuş oluyor. Ameliyat   kesileri   ve kanamalar sonucunda enerji kanalları tıkanıyor Kanallarda enerji deveranı rahat olmadığı zaman çeşitli hastalıklar baş güsteriyor. Nöral terapi bu enerji akışkanlığını sağlayarak hastalıkların tedavisini sağlıyor.

Nöral terapi vücudumuzda çok geniş bir elektriksel ağ (network) yapısında olan vejetatif (otonom) sinir sisteminin uyarılması ve regulasyonunu sağlar. Otonom sinir sistemi ve kan damarlarının en uç uzantıları hücreler arası sıvıda sonlanmaktadır. Matriks olarak tanımlanan bu sıvıda metabolik biyokimyasal, biyofiziksel işlemler oluşur. Hastalanma ile matriksin dengesinin bozulduğu, akışkanlığının azalıp ağırlaştığı bilinmektedir. Prof.Dr. Ricker vücudumuza dışarıdan gelen her uyarının (mekanik, termal,kimyasal, fiziksel, elektromagnetik, toksik, mikrobik vd.) öncelikle sinir sisteminde (afferent sempatik nöronlarda) frekans ve amplitüd düşüklüğü yaptığını belirtmiştir. Günümüzde zararlı uyaranın sağlıklı hücreyi hastalandırma etkisini öncelikle matriksteki sinir sonlanmaları üzerinden başlattığı bilinmektedir. Nöral terapi hastalanmanın ilk aşamasında düzelmeyi sağlar. Ayrıca koruyucu hekimlik olarak kabul edilen hastalanma oluşmadan nörovejetatif düzenleme ile hastalıktan korunmayı da sağlamaktadır.

Vücudun herhangi bir yerindeki önceden geçirilmiş veya halen devam eden lokal irritasyon (inflamatuvar, kimyasal, fiziksel veya travmatik olabilir), patolojik bir saha (bozucu alan) haline gelebilir ve nörovejetatif sisteme sürekli olumsuz uyarı verir. Bu uyarı sistemi bozar ve vücut fonksiyonlarının bazılarında rahatsızlığa neden olabilir. Bozucu alandan tamamen farklı bir organdaki şikayetler bozucu alana yapılan nöral terapi sonrası azalır veya kaybolur (Flash fenomeni veya yıldırım etkisi). Bu bozucu alanlar sıklıkla kafa bölgesinde, özellikle de diş, tonsil ve paranasal sinüslerde lokalizedir. Ayrıca geçirilmiş ameliyat alanları özellikle bozucu alan olarak değerlendirilmelidir. Ülkemizde çok sık yapılan sezaryan ameliyatları sonrası sağlığı bozulan başağrıları, hipertansiyon vb. şikayetleri başlayan kadınların sayısı hiç az değildir. Yara izine yapılacak procain enjeksiyonları hastaların hayatlarını değiştirmektedir.

Uygulamalar yüzeyel (cilde), segmental-derin enjeksiyon ve bozucu alan tedavisi olarak üç biçimde yapılmaktadır. Öncelikle lokal tedavi ile rahatsızlığın bulunduğu alanda cilde yapılan quadle (cilt içine az miktarda procain verilmesi) adı verilen küçük iğneler vardır. İkinci aşama olan segmental tedavide ise rahatsızlığın bulunduğu segment ve omurilik (spinal cord) ile bağlantısına uygulama yapılır. Bu bağlantıda da omurilik çevresi cilde quadle yapılmaktadır. Segment tedavisi ile spinal kord yolu ile periferden segmentle asosiye olmuş organa ulaşan (cutivisceral refleks yol), ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşan (viscerovisceral refleks yol) olumsuz uyarılar düzenlenir ve nöral terapinin iyileştirici etkisi ortaya çıkar. Üçüncü aşamada ise hastaların birçoğunda alınan hastalık öyküsü ile ortaya konulabilen bozucu alan tedavisi yer almaktadır. Hastalığın kaynağı olan bu bölgeye yapılan enjeksiyon ile şikayetlerinde ani düzelme sağlanabilmektedir (Flash Fenomeni=Anında etki).

                                                                      Dr.M.Ali BARS

                                                           AKUPUNKTUR&MEDİKAL ESTETİK

                                                 Lazer-med akupunktur&Ağrı&Mezoterapi Merkezi-D.Bakır.

                                                 Tel:05056204925-05322730631

                                                  drmalibars@hotmail.com

                                                  www.blogcu.com/drbars

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »