Yazılarımdan Alıntı; BAŞ SAĞLIĞI!

15/8/2009 ·

      BAŞ SAĞLIĞI MESAJI

     Bir sonbahar gönünde, yaprakların sararmasıyla birlikte,  bir çınarın devrildiğine, 
     bir yıldızın kaydığına, kalemlerin tutkusuna şahidım.
     Gökyüzü alaca karanlık, bulutlar yumak yumak süzüledursun, her taraf toz-duman
     Diclenin suyu miskin , sesiz ve hüzünlü akar  basraya doğru.
     ve dicleyi anlatan, en iyi anlatan,  diclenin tarihini yazan, özü ile yazan, annesinin   öğrettiği  dil ile yazan, savaş  çığırtkanlığının zirvede olduğu bir zamanda  barışı anlatan, Türk ve Kürt çocukları ölmesin diye haykıran MEHMET... bulutlar arasında uçar, zirvelere doğru,
     geride milyonların gözyaşlarını bırakarak, UZUN uzadiya bir yolculuğa, sonsuza dek.
     Ruhu şad olsun, nur içinde yatsın. Tüm Kürt'lerin,  Türk'lerin ve insanlığın başı sağolsun.
     15.10.2007
                                             Dr.M.Ali  BARS-D.Bakır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ZOR GÜNLER ve BARIŞA SESLENİŞ.......

15/8/2009 ·

ülke olarak zor gönler geçirdiğimiz mutlak. Neden bu aşamalara geldik bilemiyorum. Ancak böyle bir tarihi süreçte gereçken toplumun özerinde egemen olan, topluma laf geçirebilen veya yünlendiren kesimler yani bu toplumun nabzını ölçenler ( başta medya, köşe yazarları, aydınlar, politikacılar olmak özere)  barışa, kardeşliğe, sağ duyuya çağrı yapmaları gerekirken  ne yazıkki bazılarının savaş çığırtkanlığı yaptıklarını, hedef gözetmeksizin insanlara saldırdıklarını,  bu toplumun bir kesimini aşağılama taktiklerini uyguladıklarını , hedef gösterdiklerini görüyor ve özülüyorum. Savaş acaba kime kazanç sağlar, (kandan nemalananlar dışında.) Savaş ; kan, göz yaşı , yoksulluk, eğitimsizlik, döşmanların ekmeğine yağ sürmek, şeytana boyun eğmek, yakmak- yıkmak değilmidir? , kin,  nefret, nifak tohumlarını sonraki nesillere miras bırakmak değilmidir? Demokrasi, adalet ve insan haklarını egemen kılıp barış içerisinde kardeşçe yaşamak varken kan ve göz yaşı neden? . Konuşarak , diyalog kurarak demokratik kurallar içerisinde, yüce dinimizin de gerekleri doğrultusunda çözemeyeceğimiz hiç bir sorunumuz olmaz.Toplumun aydınları, siyasileri, sivil toplum kuruluşları ve din adamları başta olmak özere her kesimine sesleniyorum.İnsani duygular taşıyan herkese diyorumki, ey ahali gelin şeytani duyguları ve kırgınlıkları bir tarafa bırakalım. Taşın altına herkes elini koysun. Barış için avazımız geldiği kadar bağıralım, çaba gösterelim. Bu ateşe su dökelim. Artık daha fazla canlar yanmasın. Analar göz yaşı dökmesin, gelinler dul kalmasın, körpe yavrular yetim kalmasın, evler yıkılmasın, ormanlar yakılmasın, insanlar evini-barkını bırakıp göç etmesin, insanlarımız ve ülkemiz fakirleşmesin, medeni dünyada yerimiz ve sözümüz olsun. Gelin  yol yakınken birlikte bunu yapalım. inanki pişman olmayız. çok şey kazanacağımız mutlak. Bu seslenişim Dağdakilerde dahil olmak özere toplumun her kesiminedir.Geçmişi kimse geri getiremez, ancak gelecek bizim elimizde.Kin-nefret-savaş ömür boyu süremez.Ancak barış ne kadar erken gelirse o kadar iyidir. Yani zararın neresinden dönersek kardır ve bu kadar çekilen acı yeter diyor ve barışa katkı sağlayan herkese saygılarımı sunuyorum. Dr.M.Ali Bars-Diyarbakır.31.10.2007

Yorum (yok) Yorum yaz!

BARIŞA DAİR KATKI SUNUMU!

15/8/2009 ·

ARTIK YETER! BU KAN DURSUN!

   

   Sayın Sabah köşe yazarı Mahmut Övür Bey'in; Kürt meselesinde  ‘’akıl insanları aranıyor’’   başlıklı yazısını okumuştum. Öncelikle çabasından dolayı kendisini  kutluyorum. Çözüme katkı sağlayabilecek bir liste oluşturmuşlardı. Gayet güzel bir girişimdi. Ancak listede neden Hıncal Uluç, Doğu Ergil, Nihat Hatipoğlu, dünyaca ünlü romancımız Yaşar Kemal, Yazar Altan Tan, Mehmet Altan, Güneydoğuda bir çok kan davasını çözüme ulaştıran barış adamı Sait Şanlı ve çözümden yana tavır gösteren daha sayamadığım toplumun birçok kanaat önderleri yoktu?  Çözüme bu denli yaklaşmışken neden Diyanet işleri başkanından, sivil toplum örgütleri liderlerinden, iktidar ve muhalefet parti başkanlarından, Rektörlerden, sendika ağalarından  barıştan yana bir hareketlilik yok, sesleri kısık. Genel kurmay bile yeşil ışık yaktı, buna rağmen tıs yok.

      Açıkça sorumlu ve duyarlı bir vatandaş olarak ben bu suskunluğu, aymazlığı hazmedemiyorum. 50 bin canımız gitti  bu kadarı daha mı?. Ölen canlarda bizim, heba olan ekonomi de bizim. İngiliz’in, Alman’ın, Fıransız’ın, ABD’nin değil. Sadece onlar ateşe üfleme işiyle meşgullar. Bu kadar can ve mal gitti, köyler yakıldı, milyonlar yerini yurdunu terk etti. Kardeş kardeşe düşman oldu. Geleceğimiz karardı. Ekonomi çöktü, sefalet diz boyu. İnsanlar çöplükten ekmek topluyor. 25 yıldır bu kirli savaş sürüyor. Bir arpa boyu ileri gidilmedi.Sorumlular başlarını devekuşu misali kuma gümmüşler. Bu coğrafyada toprak kana doymadımı?. Kandan rant sağlayanların keseleri dolmadımı?. Vampirlere daha ne zamana kadar meydan boş bırakılacak. Yeter artık bir çözüm istiyoruz çözüm. Her dökülen bir damla kan ciğerimizi yakıyor, beynimizi zonkluyor.

     Her ne zaman Kürt  sorununun çözümünden, demokrasi ve insan haklarından yana bir yaklaşım dile gelmişse  bazı paranoyak kişilikler çıkıp bölünmüşlük senaryoları öretmekte, ‘’ ey ahali vatan elden gidiyor, tabularımız yıkılıyor’’ diyerek cümbüş çalarlar. İnsanların aklını çelmeye çabalarlar.

      Bunu herkes çok iyi bilsin ki bin yıldan beridir beraber yaşayan bu iki halk dünya varoldukça beraber yaşayacaktır. Kimsenin bunda kuşkusu olmasın. Neden D.Bakır’dan istanbul’a, İzmir’e,  yeşil  Bursa’ya pasaportla gidelim ki . Aklımızı mı yitirdik. Kürt’lerin yarıdan fazlası batıda. Bu güzelim vatan hepimizin. Daha Çanakele’de, Gelibolu’da, Hasankale’de dedelerimizin kanı kurumadı. Benim köyümden 80 kişi bir seferde savaşa gitmiş  ve hiçbiri geri gelmemiş. Hepsi vatan uğruna şehit olmuş. Kimin bu ayrımcılığa ne hakı var. Dayı-yeğen, Teyze- hala, dede-nine olmuşuz. Kim bizi ayırabilir.

     80 yıldır uygulanan ve bizi bu aşamalara getiren bazı yanlışları değiştirme zamanı gelmedi mi?.Birazda kendimizi başkasının yerine koyup değişik bir pencereden bakalım. Yani EMPATİ yapalım EMPATİ.Yani iğneyi kendimize, sonra cuvaldızı başkasına batıralım. Bir insanın anasından öğrendiği dili yasaklamak, ismini zorla değiştirmek , kimliğini yok saymak, ötekileştirmek acı vermiyormu? değerli dostlar.

     Bunu bilinki  TRT-Şeş gibi atılan her olumlu adım, her demokratik açılım, her kültürel hak,  her ekonomik girişim ve işsizliğe çözüm, hak-hukuk-adalet, barışa bir adım yaklaşımdır.

Sadece eşit şartlarda, eşit haklar gözeterek, birbirimizin hak-hukukuna saygı çerçevesinde göçlü bir Türkiye temel arzumuzdur. Çağın ve medeniyetin en üst seviyesinde  renklerin ve dillerin bir zenginlik olarak algılandığı, demokratik, çağdaş, göçlü bir Türkiye dileğiyle her kesin ve her kesimi  çözümden ve barıştan yana katkı Sunmaya davet ediyorum. Bu coğrafyada yaşayan ve güzel düşünen her ferdin barış ve kardeşlikten yana sorumlulukları vardır.

      Mesajımdır: İlkelerimizden ve insanlığımızdan üdün vermeden,  yalnızca kendi çıkarlarımızın tutsağı olmadan, çevremizle, toplumumuzla ve tüm dünya insanları ile barış ve kardeşlik duyguları ve hoşgörü sınırları içinde, insanlığa faydalı birer birey olarak, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne inanarak, kişi hak ve özgürlüklerine saygı göstererek, fikir ve düşüncenin suç olmadığı, bir dünyada yaşayabileceğimiz, tüm kirliliklerden, yolsuzluklardan,hortumculardan, çetelerden, terörden, adaletsizlikten, yalan-dolan bir düzenden uzak, Sağlıklı, inançlı, özverili,çalışkan, dürüst, güvenilir, saygılı, ileriyi güren, benliğini bulmuş, kişilikli, sözün namus olarak kabul edildiği, çevreci , bilimci, çağdaş ve demokratik bir toplumda yaşamamız temennisiyle saygılar sunarım.23.05.2003

                                                                           Dr.M.Ali BARS- D.Bakır.

                                                                            drmalibars@hotmail.com             

                                                                    


____________________________________________________________________________
İnternette takip ettiğin tüm siteler tek tık ötede! “Benim Mynet’im” de!

Yorum (yok) Yorum yaz!

BU KAN DURSUN ARTIK, YETER::::::::::::::::

15/8/2009 ·

Bu Kan dursun artık!
Hayal ediyorum, acaba arzuladığımız veya hayalini kurduğum bir türkiye olabilirmi?.Yani barışın, kardeşliğin tesis edildiği, türk, kürt, arap, çerkez, laz demeden bu ülkede yaşayan her kesin alnı açık, başı dik bir şekilde '' ben bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyım, bu ülkenin birinci derecede sahibiyim. bu ülkenin hem efendisi hemde hizmetkarıyım. bu ülkenin ulusal çıkarlarını kendi şahsi çıkarlarımın özerinde tutuyorum.'' bu ülke birlik ve beraberlik içinde özgürlüklerin sonuna kadar, başkasının özgürlüğünü kısıtlamayacak şekilde hak olarak kullanıldığı, herkesin kucaklaştığı, birbirinin din, inanç, dil, kültür, ürf, adet ve yaşam tarzına, düşüncesine saygı güsterildiği, sadece kendi çıkarlarının tutsağı olmadığı, yolsuzlukların-hırsızlıkların-kayırmacılığın-çetelerin olmadığı, mürefeh, güçlü, ekonomik, kültürel, eğitsel, sağlıksal bir çok sorunlarını çözmüş bir türkiye arzusu içerisinde, ırkçılık ve faşizan duygulardan arınmış, bütün vatandaşlarını kucaklayan, vadandaşın hizmetinde olan bir devlet mekanizmasına sahip bir ülke olması herhalde çoğunluğun arzusu olmalı.( Kandan nemalanan çıkar çevreleri yani vampirler hariç).Mademki bu istek, arzu sayısal çoğunluğun isteği ise neden bu kan, bu göz yaşları, bu kardeş kardeşi imha planı, bu şeytani senaryolar,bu anaların yanan yürekleri durdurulamıyor. Neden barışa dair herkes kendi çapında taşın altına elini koyamıyor? Neden ateşi körükleyelerin emelleri kursaklarında bırakılmıyor. neden barış için çok az kişinin kısık sesi çıkıyor.25 yıl bu topraklar kardeş kanı emdi yetmedimi.Daha nereye kadar.Dr.M.Ali BARS-DİYARBAKIR.

Yorum (yok) Yorum yaz!

BARİŞA KATKI SUNANLARI KUTLAMAK GEREK!

15/8/2009 ·

Ahmet Altan'ı yazılarından ve barışa olan katkısından dolayı kutluyorum.Barış her zaman en akılcı yoldur.İnsani duygular içerisinde olan her insanın en temel isteğidir.Çönkü; Savaş yıkımdır, sefalettir,yoksulluktur, anaların göz yaşıdır, kindir, nefrettir, şeytani duygulardır, her türlü kötülüğün anasıdır.hele bu savaş kardeşler arasında ise çok daha manidardır. Savaş çığırtkanlığı yapan bu zatlara (Bahçeli ve Baykal gibilerine) önerim şu olacaktır. 25 sene ve yaklaşık 50 bin can, yıkım, kayıp ve hüsrandan sonra dahada bu çığırtkanlığı yapıyorsanız, sorun eğer dünyada beyin nakli gerçekleşiyorsa lütfen o beyinlerinizi değiştirin. Çönkü; o beyin çağ dışı kaldı. Onunla hiç bir yere varamazsınız.Giden canlar sizden hesap soracaktır.Yere düşen canlar sis olur, zemheri olur ve siz sorumluların yakasına yapışırlar. Bunun vebalı büyüktür, taşıyamazsınız.Bu dünyada olmazsa bile öte dünyada işiniz zordur.İmdada yetişecek kimse bulamazsınız.İyi düşünün beyler iyi düşünün. Kendinizide, bu toplumuda heba etmeyin. Bizden söylemesi.Dr.M.Ali BARS-Diyarbakır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::