HEKİM ETİKLİĞİ ÖZERİNE YORUM.
1/1/2009 ·
ETİKLİK ÖZERİNE BİR YORUM: Tıp camiasında deontoloji, Etiklik (Mesleki ahlak), Hipokrat yemini denilen kavramlar var. Tabiî ki sağlık camiasında herkes bu terimlerin anlamını az çok bilir. Detaylı açıklamaya gerek yoktur sanırım. Ancak tıp camiasında özelliklede gönümüzde bu değerlerin ne kadar dejenere olduğu apaçık ortada . Kısmen de olsa riayet eden var. Ancak Genelde bu ibarelerin , maalesef tozlu raflara kaldırıldığını üzülerek söylemek istiyorum. Tabip odalarının ve sağlık bakanlığının onur kurulları acaba ne görev yapıyorlar, merak ediyorum. Ben 26 yıllık bir hekim olarak meslek hayatım boyunca bu değerleri kendime rehber edindim. Ancak bazı meslektaşlarımda gördüğüm birtakım çirkef davranışlar beni bayağı özdü ve rencide etti diyebilirim. Bu kutsal hekimlik mesleğinin bir takım kişiliksiz insanlarca ayaklar altına alınmasını hazmedemiyorum. Bu tür şahıslar kendi meslektaşlarına bu şekil davranıyorlarsa kim bilir diğer sıradan vatandaşa nasıl davranırlar. Bu tür insanların her zaman topluma teşhir edilmesinden yanayım. Bir doktor olarak başımdan geçen 2-3 olayı burada kamu oyuna isim vermeden açıklamak istiyorum. Ancak istenilirse bu isimleri teşhir edebilirim. Gerisini kamu oyunun taktirine bırakıyorum. 1.Olay; Resmi sevk olduğu halde ufak bir opp. İçin çocuğumu DÜTF’i çocuk cerrahisi polikliğine yatışını yaptım. Söz konusu klinikte müdahaleyi Yapacak olan Doç.Dr. ameliyat karşılığında iki kız çocuğuna birer adet bilezik isteğinde bulununca adeta şok geçirdim ve bu yüzden çocuğumu ameliyat etmeden taburcu ettim. Zaten istemeseydi de ameliyat sonrası bir hediye vermeyi düşünüyordum açıkçası. Bu olay yaklaşık 3-4 yıl önceydi. 2.Olay; Ağustos 2007’de İstanbula gitmiştim. Eşimi çapa tıp KBB: a götürdüm . İlgili klinikte tanınmış bir bayan prof. Hocanın ismini vermişlerdi bize. Odasına girdim, doktor olduğumu ve eşimin boğaz rahatsızlığının var olduğunu mümkünse bir muayene yapmasını nezaketle rıcada bulundum. “Ayağım Kırık, şu anda bakamam!” dedi. Eşim önceden ismini alıp ısrarla ona muayene isteği özerine muayenehanesinden telefonla randevu alıp, bir sonraki gön muayenehanesine gittik. Ancak orada kırık ayağı bir gönde iyileştiği için muayene yapıp 200 YTL. Sini cebine indiriverdi. Doktor olduğumu bile bile ve hiç yüzü kızarmadan. 3.Olay; Bel fıtığından ameliyat olmam gerekti. İstanbul Bakırköy ruh ve sinir hastanesi beyin cerrahi kliniğinde bir doçente yünlendirildik. Bana ilk söylemi şu oldu. “ Bu hastanede ameliyatınızı yaparsam bir hafta sonraya, özelde yaptırmak isterseniz yarın hemen yapabilirim.” Dedi. Sevkli idim ve zamanım kısıtlı idi. “ Özelde olsun” dedim. “Git JFK. Hastanesine yatış yap, 2500 YTL. El emeğimi alır, gerisine karışmam.” Dedi. Ameliyat sonrası Hastane muhasebesi sevkin farkıyla beraber 2650 YTL. İstedi (tabi hatanenin resmi kanaldan aldığı para hariç), tamam dedik. Ancak doktor “ ben gelmeden kesinlike çıkış yapmasın” diye haber yollamıştı. Bende doktor meslektaşım beni kontrole gelecek sandım. Odama gelir gelmez 2500 YTL. Sini cebine indirip bir anda muhasebeye de bildirmeden kayıplara karıştı. Muhasebe telefonla ulaşıp durumu teyit edince ancak çıkış alabildik. Doktorun doktordan odada para istemesi çok çirkef bir davranıştı, tasvip edilecek bir hareket değildi . zaten parasını yatıracaktım. İşte size birkaç etik ve deontolojik kural örneği. Taktir siz sağlık camiası ve kamu oyunundur. Saygılarımla. Dr.M.Ali BARS-D.BAKIR.
Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:drbars | Tarih: 2009-01-01 14:37:38Konu: Bir ilave
Tabi burada ahlaki yozlaşmaya her ne kadar değindimsede bu yozlaşma sadece sağlık camiasında değil, birçok meslekte bu değerler kaybolmuş. Ben sağlıkçı olduğum için konuyu ele aldım. Diğer mesleklerde alası var. Ayrıca çok değerli meslektaşlarımda var ve çok şükürki daha çoğunluktalar.